VAJİNUSMUS?

Cinsel organlarda ve pelviste ağrı ve içe girme bozukluğu olarak bilinen vajinismus, yüzde yüz tedavisi olan bir cinsel işlev sorudur. Cinsel ilişkiye girememe, cinsel ilişki denemelerinde eşi itme ve bacakları sıkıca kapatma, seks yapmaktan korkma, cinselliği erteleme, ilk cinsel birlikteliğin ağrılı ve çok kanamalı olacağına inanma gibi sorunlar yaşayan bir kadın veya çift, böyle bir durumda önce kendi öz kaynaklarını harekete geçirmelidir.

İlişkide ortaya çıkan bir cinsel sıkıntı; doğru ve etkili bir değerlendirmeyle, ne kadar süredir, hangi zamanlarda, ne sıklıkla ve ne yoğunlukla ortaya çıktığını tespit etmeyle, iyi bir gözlem yapmayla, eşin koşulsuz desteğiyle, yerinde müdahalelerle ve doğru bir bilgi edinmeyle, bazen kolaylıkla aşılabilmektedir. Ancak zaman zaman da bu yöntemlerin sonuç vermediği durumlar olabilir ve çözülemeyen sıkıntılar çoğunlukla büyüyerek içinden çıkılması gittikçe zorlaşan bir kısırdöngü halini almaya başlayabilir. İşte bu noktada bir CİNSEL TERAPİSTİN DESTEĞİNİ ALMAK faydalı olacaktır. Ayrıca cinsel terapi sadece cinsel sıkıntıların çözümlenmesi ile sınırlandırılamaz aynı zamanda sağlıklı bireylerin daha bilinçli olmasına da yardımcı olarak hizmet verebilir. Çünkü cinsel terapi kişinin duygu ve düşüncelerinden dolayı yargılanmadan güvenli bir ortam içinde sorunlarını incelemesine imkan yaratır ve geçmişte yaşanan sorunlarla şimdikileri anlamlı bir şekilde birleştirerek farklı bir bakış açısı getirir. 

NE ZAMAN CİNSEL TERAPİSTE BAŞVURMALIYIM?

“Ne zaman cinsel terapiye başvurmalıyım?” sorusu birçok kişinin kafasındaki sorulardan biridir. Bu sorunun kesin bir yanıtı yoktur. Ancak kişi; cinsel sorunlarının çözümü için kendine zarar verici davranışlar içine giriyorsa, iştahtan kesildiyse, uyku düzeni bozulmuşsa, ilişkilerinde aşırı problemler yaşıyorsa, büyük bir kayıp yaşadıysa, stresini daha fazla kontrol edemiyorsa,  kendine güven eksikliği ya da başarısızlık duygusu yaşıyorsa, cinsel hayatta uzaklaşma ve çatışma gibi sorunlar yaşıyorsa, iş yerinizde zorluklar baş göstermeye başlamışsa, konsantre olamıyorsa, kendini mutsuz, çaresiz ve umutsuz hissediyorsa, cinsel terapiye gidip gitmemeyi sorgulamaya başlamışsa, vb. durumlarda bir cinsel terapiste başvurmak için doğru zaman gelmiş demektir. 

HER SORUNUN KAYNAĞI KİŞİNİN İÇİNDE GİZLİDİR…

Her sorunun çözüm kaynağı kişinin içinde gizlidir. Sel gider, kumu kalır!” misali insanoğlu yaşadığı olayların çok azını hatırlar. Bilinç düzeyinde anılardan çok, anıların sentezleri ve çıkarımları vardır. Cinsel olarak sıkıntılı bir insanla sağlıklı bir insan arasındaki en büyük farklardan biri; sağlıklı insanın geleceğin korkularını ve geçmişin yükünü taşımadan, içinde bulunduğu anda herhangi bir kaygı duymaksızın nasıl mutlu yaşayacağını bilmesidir. Biz insanlar geçmiş ve geleceğin o denli etkisi altındayızdır ki; çoğu zaman çocukluğumuzun altın günlerini anarız ya da bizi en fazla keyiflendireceğini düşündüğümüz yaşamımızın bir parçasını sıkça zihnimizde tutarız. Bu durumun nedenini, o günlerin kaygısız ve hayatın sorumluluklarının omuzlarımıza henüz çökmediği günler olmasıdır. Bu nedenle geçmiş terk edilmediği, halen şimdiki zamana sızdığı için kişi sıkıntıdadır. Ama şimdiyi yaşamak; hayatın anlamını kavrayarak kişinin kendi sorumluluğunu almasıdır. Yıllardır cinsel terapistler insanların sıkıntılı zamanlarında onlara yol göstermeye çalıştılar, onların endişelerini, korkularını, üzüntülerini paylaşmak adına dinlediler ve “Yanınızdayız, dilerseniz çözersiniz, yeter ki isteyin!” mesajını verdiler. Cinsel terapistler için önemli olan Siz şu an sıkıntıdasınız, ben sıkıntınızı anlıyor, önemsiyor ve üzülmenizi istemiyoruz!” diyebilmekti.

CİNSELLİKTE MAHŞERİN DÖRT ATLISI

İnsanın dünyada tadabileceği en güzel zevklerin başında cinsel birliktelik geliyor. Günümüzde tabu olarak algılanan ve çiftlerin gözünü korkutan cinsellik, sanıldığı gibi bir sınav, kara bir bulut ya da kâbus değil… Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği tarafından seks yapmak; rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni paylaşabilme, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatı olarak tarif ediliyor. Dolayısıyla seks yapmak, beslenme ve dinlenme ihtiyacı gibi kişinin zamanı geldiğinde, yani hormonları harekete geçtiğinde yaşaması gereken çok özel ve güzel bir dürtünün ifade ediliş şekli… Bu nedenle doğru bilinen yanlışlara dönüşen toplumsal yargıların bilimsel verilerle ne ölçüde çeliştiğini anlayabilmek gerekiyor. Bunun için cinselliği doğru kaynaklardan keşfetmek ve bu keşfin her bir karesinden zevk almak çok önemli… Hem bireyi hem de çift ilişkilerini olumsuz yönde etkileyen, ( 1) abartma, (2) korkma, (3) bilgisizce yaşamaya çalışma ve (4) görev olarak görme şeklinde sıraladığım abartılı ve yanlış inanışları “CİNSELLİKTE MAHŞERİN DÖRT ATLISI” olarak tarif ediyorum.

ABARTIYORUZ…

Farklı iletişim türlerinin en özel ve güzeli olan cinsellik, içinde barındırdığı özel duygular nedeniyle bir hayli gizemli ve şehvetli bir aktivite olarak biliniyor. Kişiyi pespembe bulutların üzerine çıkarabilecek kadar eşsiz bu güzelliğin huzurlu ve arzu dolu yaşanabilmesi için özel bir kişi, özel bir yer ve özel bir zaman gerekiyor. Hormonların etkisiyle ortaya çıkan cinsel hazzın doğru yaşanması, diğer bir değişle kişinin ya da çiftin hayatının eğlenceli bir parçası olabilmesi için, doğru algılanması önem taşıyor. Aksi takdirde, çok fazla yüceltilen ya da fazlasıyla yerin dibine geçirilen, kısacası abartılan cinsellik, cinsel işlev bozuklukları başta gelmek üzere, özgüven eksikliği, karşı cinsle olan iletişim bozuklukları ve psikolojik baskı gibi pek çok olumsuzluğu beraberinde getirebiliyor. Dolayısıyla, gizemi hala çözülemeyen cinsellikle ilgili korku ve endişeleri yansıtan “Erkek adam her gün seks yapar!”, “Erkekler cinsel ilişkiye her zaman hazırdır!”, “Evde beş arabada on beş defa seks yapmak lazım!”, “Sekste erkeğin penis boyu çok önemlidir!” gibicinsel mitler (hurafeler, doğru bilinen yanlışlar) abartılı söylemlerden başka hiçbir şey değil… Bu nedenle cinsellikte  ABARTMA” yerine cinselliğin “HAYATIN EĞLENCELİ BİR PARÇASI” haline getirilmesini tavsiye ediyoruz.

 

 

 

Sevda Evci

http://www.ladyera.com.tr

View more posts from this author

Bir cevap yazın