Kadınlar neden seksten korkar?

Kadınların seksten korkması neden  kaynaklanıyor” Bu sorudan bir adım öncesine geri gidelim ilk önce; İnsanlar neden korkarlar?
İnsan korkmayı öğrenir. Korku öğrenilen bir tepkidir ve hayatta kalmayı sürdürebilmek için, tehditleri tanımamız, kendimizi bu tehditlere karşı korumamız gerekir.
Yani korkunun bize öğretilmesi lazımdır. Bir çocuğun sobadan, sıcak metalden, açıkta bir elektrik telinden korkması gerektiği gibi.
Hayatın devamlılığı için gerekliliği olan korkularımız, bir yandan da aleyhimize işleyen çarka zemin oluşturur.
Örneğin yeni bir tecrübenin edinilmesine engel olma, deneyim kazanma potansiyelinin gerçekleşmemesi gibi.

Kadınlar neden seksten korkar?

Şimdi, kadınların seksten, cinsel ilişki yaşamaktan duydukları çekinmeyi ve korkuyu bu gözle değerlendirelim. Özellikle tabular, kadın ve erkek kimliğine biçilen roller, beraberinde gelen kadın ve erkek şemalarında, erkek her türlü deneyime açık olarak yetiştirilme gayreti içindeyken, sistemin kadınlarda tam tersi işlediğini görüyoruz.

Kadın, dış dünyadan izole, erkekleri ve cinselliği bilmeden, dokunulmamış olarak kalma inancıyla yetiştiriliyor. Cinselliğin vereceği hazlar değil, ilk gece korkusu ile büyütülüyorlar. Dahası, cinselliği yaşamak, kadının itibarını zedeleyen, değerinden eksilten bir olgu gibi gösteriliyor.
Yani cinsellik ve seks kadına çok küçük yaşlarından itibaren bir tehdit ve varlığını tehlikeye atacak bir olgu olarak lanse ediliyor. 30 yaşına gelmiş bir kadın, yeni erkek arkadaşına geçmiş cinsel tecrübesini bile söyleme cesareti gösteremiyor, korkuyor.
Ya bisiklete binerken  kızlık zarı yırtılıyor, ya da biraz daha dürüstse, “senden önce “sadece bir kişi” oldu diyor. Sanki sayı iki olunca kadınlık prestiji yarı yarıya değer kaybedecek korkusu taşıyor.

Geçtiğimiz haftalarda bir tanıdık, bizden bir arkadaşı için kadın doğumcu tavsiyesi istedi. Şikayeti nedir, ona göre yönlendirelim diye sorduk. Şikayeti şu, erkek arkadaşıyla uzun süreli cinselliği yaşamış olan kız arkadaşı, sevgilisinden ayrıldığı için bunalıma girmiş ve hatta intiharı düşünüyormuş.
Çünkü artık “kız” değil, kadın ve kadın kimliği, tolere edemediği , varoluşundan eksilmiş hissetmesine yol açan bir prestij kaybı. Açıkçası bir psikolog veya psikiyatrist tavsiyesi istemesi daha makul olacakken, sadece kızlık zarını (hymen) diktirmek derdinde imiş…
Yani bir oturuşta veya ani harekette yine deformasyona uğrayacak olan kızlık zarını operasyonla diktirse, sorunun hallolacağını düşünen , zihinsel yetileri kısıtlı, kadın kimliğini, anatomik bir et parçasına indirgeyen bir zümrenin varlığını idrak ediyoruz. Burada, buna neden olan olay nedir, diye sorgulamak gereği duyuyoruz.
Cinselliği yaşamak değil, bunun duyulmasından kaynaklı sekonder korkular da devreye giriyor ülkemizde.

Yine de bir dip not geçelim, hiçbir jinekolog arkadaşımız böyle etik dışı bir uygulamaya alet olmak istemez. Ve erkekler de, o kadar hafife alınacak kadar saf değiller. Daha önceden sevişme geçmişi olan bir kadın mutlaka ve mutlaka bir erkek tarafından anlaşılabilmektedir. Kızlık zarındaki yırtılmayı değil, zihinlerdeki boşlukları doğru bilgilerle iyileştirmek gerekiyor.

Sevda Evci

http://www.ladyera.com.tr

View more posts from this author

Bir cevap yazın