Aylar: Mart 2019

Demiseksüel nedir?

Kalp mi önce gelir seks mi? Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, demiseksüellik ile ilgili bilmeniz gerekenleri anlatıyor.

İster fiziksel ister duygusal düzeyde olsun hepimiz farklı insanlardan hoşlanıyoruz. Bazılarımız uzun boylu, kaslı erkeklerden hoşlanırken bazılarımız mavi gözlü ve kahverengi saçlı kızlardan hoşlanıyoruz. Tüm arkadaşlarınızın hoşlandığı bir film yıldızını asla arzulamazsanız bu sizi tuhaf yapar mı? Tabii ki değil! Bu, demiseksüel olduğunuz anlamına gelebilir.

Demiseksüellik nedir?

Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, aseksüel ve seksüel spektrumunun ortasında yer alan demiseksüellik hakkında şu bilgileri verdi:

Demiseksüel fiziksel görünüşe ilgi duymazlar 

“Biraz zamana ihtiyaçları vardır, cinsel dürtülerin harekete geçmesi için karşıdaki kişiye değer vermeleri, karşıdaki kişi tarafından değer gördüklerini hissetmeleri gerekir. Yani birçok insanın gelenekesel olarak da benimsediği ilişki tercihi denilebilir. Şipşak hoş bulduğunu değil, dürtüsel olarak hissetiği şehveti önceleyerek değil, değer duygusunu, duygusal bağı, anlaşılmayı ve anlamayı, bu yolla duygusal bir frekans yakaladıkları zaman cinselliği yaşamayı tercih eder harekete geçerler.

Bir demiseksüel, yalnızca ikincil cazibe düzeyinde birini cinsel olarak çekici gören bir kişidir. Demiseksüellerin, fiziksel olarak çekim hissetmeleri için o kişiyle önceden duygusal bağ kurmaları gerekir. Temelde, demiseksüeller insanların fiziksel görünüşlerine ilgi duymazlar. Duygusal olarak uyumlu olmayan birine şehvet ya da cazibe duyma dürtüsü yoktur.

Demiseksüeller romantik ilişki yaşadıkları insanlara cinsel olarak ilgi duyabilirler, çünkü bu ilişki içinde bir arkadaş ilişkisinde olduğu gibi duygusal bir ilişki vardır.

Birincil ve ikincil cazibe nedir? 

Birincil cazibe, görünüm, stil veya kişilik gibi bir kişinin hemen dış görünüşüne olan çekimdir. Yani, bir demiseksüel kişi, yeni biriyle tanıştığında cinsel istek duymayacak. Dolayısıyla ilk görüşte şehvet olmayacaktır. Hayır, demiseksüel insanlar ‘Kesinlikle onunla cinsel ilişkiye gireceğim!’ cümlesini söylemek yerine, ‘Önce derin bir ilişki, değer duygusu inşa ettikten sonra cinsel ilişki gelir’ düşüncesini öne süren ikincil cazibe evresinde olurlar. Bunun anlamı ise, bir demiseksüel, ilk önce birini herhangi bir cinsel çekimden önce tanıması gerektiği anlamına gelir.

Demiseksüelliğin aseksüellikten farkı nedir? 

Bir aseksüel, hiçbir şekilde birine cinsel çekim hissetmez. Fiziksel davranışlar söz konusu olduğunda başkalarında olan cinsel dürtülere sahip değildirler, seks onun için konu dışıdır.

Demiseksüeller seks hakkında ne hissederler? 

Demiseksüeller, tıpkı demiseksüel olmayanlar, aseksüeller ve seks yapmak isteyen istemeyen herkes gibi benzer şekilde seks ile ilgili farklı duygulara sahiptirler. Bir demiseksüel olmanın bekaret, evlilik öncesi cinsiyet ve hepimizi farklı kılan diğer kişisel inançlara ilişkin görüşleri yoktur. Hepimiz seks hakkında nasıl hissetmek istediğimizin farkına varıyoruz. Bir sürü insana çekici gelen ve onlarla seks yapan insanlar olabilir. Demiseksüel olmak, biri tarafından cinsel olarak uyarılmadan önce daha fazla duygusal ilişki ihtiyacında olmak demektir. Duygsal bağda sorun varsa eşiyle dahi sex ihtiyacı duymaz, anlaşılmak, değer görmek kalbinde kişiye yer vermiş olmak önceliklidir.

Demiseksüeller seks yapmaktan hoşlanırlar mı? 

Tabii ki! Demiseksüel olmak, cinsel ilişkiye girmekten ve ondan keyif almaktan alıkoyacak fiziksel engeller içermez. Aslında, bu demiseksüel olma temelini oluşturur. Seks yapmak ve seksten keyif almak istemek için önce biriyle duygsal ilişki, duygusal bir değer atfetmeleri gerekiyor. Ancak bu ilişkiyi kurduktan sonra, demiseksüeller istedikleri kadar çok ya da az seks yapabilirler, seksten zevk alabilirler.”

Demiseksüel olmak kötü bir şey mi? 

Sahi demiseksüel olmak kötü bir şey mi? Uzman Klinik Psikolog Mehmet Başkak, bu konuda şu tesbitlerde bulunuyor: “Sen olduğun kişisin ve kendine özgüsün. Kendinizde herhangi bir cinsellik türünü tanımlama konusunda baskı hissetmeyin. Kişilerin değer duygusuna göre ilişki türlerini belirlemesi anlaşılır bir durum. Demiseksüel olmak, bir hastalık veya düzeltmeniz gereken bir kusur değildir. Kendinizde herhangi bir cinsellik türünü tanımlama konusunda baskı hissetmeniz doğru olmaz. Birine karşı özel duygular hissetmek, kalbi bir yakınlık hissetmeyi öncelemenin nesi yanlış? Kişilerin inançları, değer yargıları, kişisel özelliklerine göre bir tercihi olması anlaşılır bir çeşitliliktir.”

Continue Reading

Geç Boşalmanın Sebepleri

En sık sebep ilaç kullanımıdır. Geç boşalan hastaların yaklaşık %40’nın antidepresan ilaç kullandığı saptanmıştır. Özellikle Serotonin geri alınımını engelleyen antidepresan grubu ilaçların boşalma süresini 7 kat arttırdığı tespit edilmiştir.

Hormonsal bozukluklar geç boşalmaya neden olabilir. Düşük testosteron ve yüksek prolaktin düzeyleri en sık sebeplerdir. Tiroid hormonunun düşüklüğü (hipotroidi) diğer önemli bir sebeptir. Araştırma yapılırken bu 3 hormonun değerlerine mutlaka bakılmalıdır.

Psikoseksüel nedenler ile geç boşalma oluşabilir. Geç boşalmanın psikolojik olduğunu düşündürecek nedenler özetle şunlardır:

• Masturbasyon sırasında sorun yaşanmaz iken partner ile sorun yaşanması

• Partnerler arasında farklar olması

• Aynı partner ile farklılıkların yaşanması

• Cinsel ilişki ile ilgili korku, kaygı ve endişelerin olması

Cinsel istismara maruz kalmak, bağlanma güçlüğü, cinsel geçmişte yaşanan sorunlar, öfke duygusu, zevk almayı kendine layık görmemek, dini inançlar, günah algısı, sperm ya da vajinadan korkma, partnerine zarar vereceği korkusu, gebelik korkusu.

Yanlış mastürbasyon tekniği geç boşalmaya yol açabilir. Hızlı ve basınçlı mastürbasyon peniste aşırı uyarıma neden olur. Aynı uyarılmayı cinsel ilişki sırasında elde etmek neredeyse imkansızdır. Sonuç olarak  vajinal ilişki sırasında yeterli hız ve basınç  oluşmadığı için kişi boşalamaz yada geç boşalır. Bu nedenle uygun şekilde ya da vajinal ilişkiyi taklit eder şekilde mastürbasyon yapılmalı.

Penis duyu kaybı ya da hissiyatın azalması. İleri yaşlarda sık görülür. Diyabet hastalığı uç organların sinir ve damarlarında harabiyete neden olduğu bilinir. Bu nedenle şeker hastalarında peniste his kaybı olabilir. Özellikle bel sinirlerini etkileyen hastalıklar, travmalar ve kronik alkol kullanımı sinir iletimini azaltacağı için geç boşalmaya neden olabilir.

Gecikmiş orgazmda süre koymak ya da süre ile tanımlamak çok doğru bir yaklaşım değildir. Önemli olan çiftlerin verdiği tepkidir. Örneğin 45 dakikalık bir vajinal ilişkiden her iki tarafta memnun ise sorun yok demektir. Erkek 45 dakika sonra boşaldığı için geç boşalmış diyemeyiz. Ama bu durum çiftlerin birinde ya da her ikisinde şikayet oluşturuyor ise buna geç boşalma diyebiliriz.

Yapılan geniş çaplı çalışmalarda bir erkeğin vajinal ilişkideki boşalma süresi ortalama 5 dakika ile 22 dakika arasındadır. 25 dakikayı geçen vajinal ilişkilerde çiftlerin özellikle de kadınların durumdan mutsuz olduğu saptanmıştır.

Boşalamama veya geç boşalma erkekler arasındaki görülme sıklığı yüzde 1-5 arasında değişmektedir. Özellikle 50 yaşında sonraki erkeklerde daha sık görülmektedir. Yapılan çalışmalarda genetik bir geçiş saptanmamıştır.

Geç boşalma ya da boşalamama cinsel hayatın en başından beri olabildiği gibi sonradan da başlayabilir. Sonradan başladığında kriter aynı partner ile en az 6 aydır geç boşalmanın olmasıdır.

Continue Reading

ŞİDDET NORMALLEŞTİRİLDİ!

Kadına şiddetin temel nedenleri arasında cinselliğin de yattığı görülmektedir. Bekaretkızlık zarı ve cinsellik üzerine kurgulanmış olan hurafeler, ailelerde bir baskı yaratmakta, namus kavramının sadece kendi üzerine yüklenmesi ile kadına şiddet toplumda kabul görmektedir. Yani kadına yönelik her türlü şiddet bir şekilde normalleştirilmektedir.”

SORUNLARIN TEMELİ HURAFELER

Kadına şiddeti durdurmak adına alınan kolluk önlemlerinin tek başına bu sorunun önüne geçmek için yetersiz olduğu aşikardır. Sorunun kaynağında ise her olumsuzlukta olduğu gibi eğitimsizlik yatmaktadır. Bugün halen kendi bedenini bile tanımaktan uzak, sorunlarıyla başa çıkabilmekten korkan ve hurafelere, tabulara inanmayı daha kolay gören insanların çoğunlukta olduğu bir toplum süregelmektedir. Kadına şiddet başta olmak üzere, toplumdaki birçok sorunun kaynağı olan hurafelerle ve yanlış inançlarla mücadelenin tek etkin yolu eğitim, özellikle de cinsel eğitimdir.

CİNSEL EĞİTİM VE EVLİLİK ÖNCESİ EĞİTİM ŞART!

Anaokulundan başlayarak Cinsel Eğitim yasal olarak şart olmalıdır. Ergenlik Öncesi Cinsel Danışmanlık ve Rehberlik Hizmetleri yasal olarak şart olmalıdır. Evlilik Öncesi Cinsel Danışmanlık ve Rehberlik Hizmetleri yasal olarak şart olmalıdır. Evlilik Öncesi Anne, Baba ve Eş Eğitimleri yasal olarak şart olmalıdır. Tüm bu görüşlerin ışığında, Türk kadınının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü canı gönülden kutlar, bu günün sembolizminden ziyade, kadın hakları için samimi ve net önlemlerin pratiğe yansıdığı bir gün olmasını dilerim.

Yeni Evlenecek Genç Çiftlere Zorunlu Cinsel Eğitim Verilmesi Gerekiyor

Sıcak bahar ayları geldi, yaz yaklaşıyor, düğün mevsimine giriyoruz. Birçok genç yetişkin şu günlerde dünya evlerine girmeye hazırlanıyor. Düğün günleri yaklaştıkça çiftlerin gözlerindeki heyecanın yanı sıra hafif bir de kaygı göze çarpıyor. Mobilyadan beyaz eşyaya, kuyumdan davetiyeye, düğün salonundan kuaförüne, hekiminden cinsel terapistine kadar 20’den fazla sektörü hareketlendiren evlilik pazarı, 13.2 milyar liralık devasa bir ekonomik büyüklüğe ulaşmış görünüyor. Düğün mevsiminde

Continue Reading

BİRDEN FAZLASI CİNSEL MİT Mİ?

Seks, aşk ve ilişkiler hakkında kadınların ardı ardına boşalma veya orgazm yaşayıp yaşayamaması konusunda bu hafta pek çok soru geldi. Bir kadın gerçekten de tek seferde defalarca kez boşalabilir mi, yoksa bu bir efsane mi, cinsel mit mi?

Orgazm olmakla boşalmak aynı şey değildir. Bu nedenle genelde orgazm diye bahsedilen durumlar boşalma olarak algılanmalıdır. Boşalma bedensel bir rahatlamayken orgazm ise bu bedensel rahatlamaya ruhun eşlik ettiği çok yüksek haz veren bir durumdur. Orgazm boşalmayı da içine alan daha geniş bir kavramdır. Orgazmı çeşitli uyaranlar sonucu beynin uyarılması ve bu uyarılmanın etkisiyle, bireyde hem bedensel hem de ruhsal olarak algılanan bir hissin meydana gelmesi olarak tanımlayabiliriz. Her cinsel ilişkide boşalmayı her erkeğin ve her kadının yaşamasını doğal bir deneyim olarak görmek gerekirken, orgazmı ise bir armağan ya da hediye gibi görmek gerekir. Cinsel terapistlerin kadın boşalması veya orgazmı üzerine yaptıkları araştırmalar sonucu elde ettikleri verilere göre, kadınların tek bir cinsel ilişki sırasında birden fazla boşalabileceğini söyleyebilirim fakat bunun net bir sayısı yoktur. Birden fazla boşalma yaşanabildiği olgusu William Masters ve Virginia Johnson’un öncülük ettiği cinsel araştırmaların sonucunda, neredeyse yarım yüzyıl önce belgelenmiştir. William Masters ve Virginia Johnson’un en çok satanlar listesinde olan Human Sexual Response kitabına göre: “Bir kadın sık klitoral uyarılma ile defalarca boşalma deneyimi yaşayabilir. Bunlar ataklar halinde olur. Onlar belirgin doyumlara ulaştırılırlarsa, bir kadın aldığı zevk neticesinde en az üç, dört kez boşalma deneyimi yaşayabilir.” Bu açıklama bütün kadınların birden fazla boşalma yeteneğine sahip oldukları anlamına mı geliyor? Kesinlikle! Örneğin; 800 kişiden fazla kadın üzerinde yapılan bir çalışmada, katılımcıların yaklaşık yüzde 43’ü birden fazla boşalma yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Ancak kadınlar birden fazla boşalabilirlerken, nadiren birden fazla orgazm olurlar.

Continue Reading

Muhafazakâr kesimin cinsellik

Son zamanlarda medyada gündemi meşgul eden en önemli konulardan biri, Türkiye’deki muhafazakâr kesimin cinsellik ve toplumsal cinsiyet konularında endişelerini dile getiren söylemleri ve bu söylemler üzerinden yola çıkılarak yapılan yasal düzenlemeler.

Toplumdaki muhafazakâr kesimin bu konuda neden bu kadar hassas olduğuna geniş bir çerçeveden bakarak, toplumsal cinsiyetçiliğin dünya tarihindeki örnekleriyle bağlantılar kurarak, bu konuya olabildiğince mantıksal bir çerçeveden bakmaya karar verdik.

Cinsellik ya da kadın vücudu ile ilgili bu kadar korkutucu olan gerçekler neler?  Kadın vücudu ve cinsellik konusunu toplumdaki şiddet olaylarından bile daha önemli kılan şey ne? Cinselliğin ve insan bedeninin göz önünde olması kimleri niye rahatsız ediyor?

Cinselliğin şiddetten daha korkutucu bir eylem olması aslında yeni bir trend değil. “Yasak meyve” hikayesi yazıldığından beri, toplumda kadına atfedilen roller aslında çok açık: tehlike unsuru, şeytanın işbirlikçisi, baştan çıkarıcı… Geçmişten günümüze kadının baştan çıkarıcılığı  yüzünden(!) yaşanmakta olan cinsellik; daima toplum düzenini bozan, insanların iyiye ulaşmalarını engelleyen bir eylem gibi gösterilip politikadan ekonomiye, bir çok alanda günlük yaşamı etkileyen bir olgu olarak yerini alıyor.

Kadına yapılan şiddetin amacı ise bu düzen bozan varlığı yola getirebilmek için cezalandırmak; toplum ahlakını bozmanın bedelini ödetmek. Tarihe baktığımızda “cadı avı” olarak adlandırılan ve çocuk doğurma, cinsellik gibi fonksiyonlarını kaybetmiş; erkek egemenliği altında değil tek başlarına yaşayan; yaşadıkları toplum üzerinde güç sahibi olduklarına inanılan kadınların zararlı bir takım işler yaptıkları öne sürülerek yok edilmesi de, aslında kadınların toplum içinde güçlü pozisyonlarda olmasının yıllardır nasıl bir tehlike unsuru olarak görüldüğünün ve bu görüşün kadına karşı şiddeti nasıl desteklediğinin bir kanıtı niteliğini taşıyor.



Kadın cinselliği yıllardır erkeklerin yaptığı çalışmaların ve toplumsal düzenlemelerin en popüler konusu. Örneğin, Aristocu felsefe akımı kadını birey değil bir nesne bazında inceliyor ve kadının var oluş amacının yalnızca toplumun sağlıklı ilerlemesi, yani üreyip çoğalabilmesi, olduğunu savunuyor.

Şiddet unsurunu yüzeysel olarak incelediğimizde ise, tarihteki örneklerine bakarak genelde erkek egemenliğinde geliştiğini söyleyebiliriz. Dünya üzerinde geçmişten günümüze var olan savaşlar, silah kullanımı, askerlik gibi şiddet içerikli tüm hareketlerin genelde erkeklik olgusuyla bağdaştırıldığını söylemek yanlış olmayacaktır. Tarih boyunca devletlerin kurulması, yönetilmesi, yeni topraklara kavuşulması daima şiddet yoluyla olmuştur ve tüm bu hareketlerin başında olan kişiler dünyanın her yerinde istisnasız erkeklerdir.

Tüm bu nedenlerden dolayı televizyonlarda çıplak kadın görüntülerinin, sevişme sahnelerinin yer alması ya da evlerde kızlı erkekli kalınması bir toplumda yerleri yerinden oynatabiliyorken; kanın gövdeyi götürdüğü şiddet içerikli filmlerin çocuklar tarafından izlenmesi ya da son yıllarda öldürülen kadın sayısının on binleri bulması hiç kimsenin umurunda olmayabilir.

Yalnızca seks ve cinselliği gösteren at gözlüklerini bir kenara bırakıp, topluma gerçekten zarar veren şeyleri görebileceğimiz ve bunlar üzerine düşünebileceğimiz günlere ulaşmak dileğiyle.

Continue Reading

Orgazm olamama nedenleri nelerdir?

Günümüzde cinsellik eskiye kıyasla daha rahat konuşulsa da bu konudaki tabular hala çok fazla. Bunlardan biri de orgazm. Peki bazı kadınlar neden hiç orgazm olamıyor?

Günümüz toplumunda kadın cinselliği artık rahatça konuşulsa bile bu konu hakkında hala çok fazla tabu bulunmakta. En çok göze çarpan konulardan biri ise kadınlarda orgazm. Kadınlar, çok nadir olarak vücut anatomilerinin detayları hakkında düşünür ve yaşadıkları sıkıntıları düzeltmeye çalışırlar. Peki orgazm olmak için en iyi yol nedir? Ne sıklıkta orgazm olmalıyım?  Tutkulu bir cinsel ilişki sırasında olabilir miyim? Peki neden hiç olmadım? –bu tarz soruları arkadaş grupları arasında duymaya alışkınızdır. 25 yıllık meslek tecrübesi olan ABD’li Doktor Sherry A Ross yazdığı vajina hakkında bir rehber niteliği taşıyan kitabıyla (Sheloji kitabı: Kadın Sağlığı Rehberi) insanları eğitmeyi hedefliyor. Kitabının önsözünde “Kadın vajinası hakkında doktor ofisi ve yatak odası dışında konuşmak hala büyük bir tabu” diye belirten Dr. Sherry, kitabında bir bölümü tamamıyla kadın orgazmına ayrmış. Independent Gazetesi ise jinekolog ve doğum uzmanı olan Shery’e kadın orgazmı hakkında az konuşulan şeyleri sormuş.

Bazı kadınlar neden hiç orgazm olmaz?

Sekse, cinselliğe ve cinsiyete bakış açısı kültürden kültüre farklılık gösterir. Cinsellikle ilgili belirli tabular ve düşünceler kadınların haz almasını çok az olarak hesaba katarak nesilden nesile aktarılır. Bazı kadınlar için seksten zevk almak imkansız olmasa da zordur. Araştırmalara göre kadınların yüzde 43’ü seksten zevk almanın zor olduğunu, yüzde 12’si de bu zorluğu kişisel endişelerine dayandırdığını belirtiyor. Ne yazık ki cinsel problemler yaş ilerledikçe artıyor. Kadınlarda bu artış 45-64 yaş arasında zirveye ulaşıyor. Cinsel problem yaşayan kadınlar için çoğu zaman tedavi olanağı oluyor. İşte bu yüzden kadınların düşüncelerini ve endişelerini bir sağlık uzmanıyla paylaşması çok önemli.

Ne yazık ki yatak odalarında “cinsiyet ayrımcılığı” üzerine göz ardı edilemez bir tarih var. Kadınlar yıllardır konu cinsel işlev bozukluğuna geldiğinde göz ardı edilmiş. Yani kısaca şunu söylersek anlayacaksınız: Erkeklerde ereksiyon bozukluğu için onaylanmış ilaç sayısı 26 iken kadınlarda ilaç sayısı 0. Açıkça şu söylenebilir ki kadınların doğum dışındaki cinsel konular hakkındaki endişelerine çok ama çok az dikkat edilmiş.

Peki kaç kadın hiç orgazm olmuyor?

25 yıl boyunca 30, 40 ve 50 yaş gruplarından hayatı boyunca hiç orgazm olmamış birçok kadınla tanıştım. Aslında hiç orgazm olmamış kadınların oranı genel olarak göz önüne alındığında yüzde 10-20 arasında. Seksle ilgili konular sağlık uzmanlarıyla bile yeteri kadar konuşulmamakta. Hadi gelin bunu dile dökerek başlayalım, kadınların yüzde 65’i vajina kelimesini ağzına almaktan bile utanıyor ve yüzde 45’i vajinası hakkında kimseyle konuşmamış –evet doktoruyla bile. Bazı hastalar seks yaparken acı çektiklerini, seks yapmadıklarını veya sekten zevk almadıklarını söylüyor. Benim sorum ise şu oluyor: “İlişkinizde problemler mi yaşıyorsunuz?”, “Partnerinizden hoşnut musunuz?”, “Orgazm olabiliyor musunuz?”, “Mastürbasyon yapıyor musunuz?”. Bu açık uçlu sorular orgazm olamamak da dahil olmak üzere birçok cinsel işlev bozukluğunu ortaya çıkarıyor. Ve bir kadın hiç orgazm olmadığını itiraf ettiğindeyse büyük bir utanç yaşanıyor.

Orgazm olamamak normal mi?

Orgazm olamamak kadının kendi anatomisini bilmemesinden kaynaklanabilmekle beraber aslında bir hastalık da olmayabilir. 16-25 yaş arasında yapılan bir araştırmada kadınların yarısı tıbbi diyagramlarda vajina kısmını bulamamış. Üniversiteli kadınlar arasında yapılan bir testte de kadınların üçte birinden fazlası klitorisi bulamamış. Yani eğer neyin ne olduğunu bulamıyorsanız, nasıl zevk alabilirsiniz ki? Kadınlar, öncelikli olarak onlara neyin zevk verdiğini anlamak için klitorislerinin nerde olduğunu bulmalı ve onu nasıl uyaracağını öğrenmeli. Mastürbasyon bir yetenektir. Aynı yürümek, koşmak, şarkı söylemek veya diş fırçalamak gibi öğrenilmelidir.

Orgazm olamamak nedir ve bunu nasıl sınıflandırırsınız?

Orgazm olamamak kadın cinsel bozukluğu kategorisi altına giriyor ve bu kategori altında 5 sorun var: Düşük libido, hipoaktif cinsel istek bozukluğu, ağrılı cinsel ilişki, cinsel uyarılma bozukluğu, seksten hoşlanmama ve orgazm olamama. Hipoaktif cinsel istek bozukluğu kadınlar arasında en yaygın olan cinsel istek bozukluğudur ve cinsel istekten tamamen yoksun olmaktan kaynaklanır. 16 milyon kadın bu durumdan mağdurken, kadınlarda cinsel istek konusu erkeklerden daha karışık olduğundan bu konuya sebep olan faktörler değişiklik gösterebilir. Günlük olarak yaşanan iş, para ve çocuk stresi ve buna ek olarak düşük enerji, kadınlarda düşük libidoya neden olan faktörlerden sayılabilir. Diğer sebepler ise depresyon, anksiyete, mahremiyetin olmaması, bazı ilaçların yan etkileri, endometriozis veya artrit gibi sağlık durumları, menopoz semptomları veya çocuklukta yaşanılan cinsel taciz olabilir. Vajina ve klitorisinizin sorumluluğu size ait. İlk ve en önemli olarak vücudunuzun bölümlerini çok iyi bir şekilde öğrenmelisiniz. Cinsel tepkilerinizi anlamak önemli bir sağlık becerisidir. Bu yetenekte uzmanlaşmayı bir öncelik haline getirmelisiniz.

 

Sexting nedir?

 

Sevgililerin yeni iletişim şekli olan seksting hakkında neler biliyorsunuz? İşte son günlerde çiftlerin yeni gözdesi: Sexting yani erotik mesajlaşma…

Sex ve texting kelimelerinin bir araya gelmesiyle türeyen sexting, özellikle liseli gençlerin cep telefonlarından birbirlerine yolladıkları erotik fotoğraflarla popüler olup, şimdilerde ise tüm çiftlerin yeni gözdesi haline gelmiş durumda.

Sadece çıplak fotoğraf göndermekle ya da erotik mesajlar atmakla iş çözülmüyor. Estetiği kaybetmeden kusursuz, ateşli ve tahrik edici sexting mesajların da bir kuralı var.

Erotik mesajlaşmanın da kuralları var! İşte ateşli mesajlar atarken dikkat etmeniz gerekenler…

  • Öncelikle kendiniz için “gerçekten” uygun bir ortam hazırlayın. Yarıda kalmış bir fanteziden hiç kimse hoşlanmaz değil mi?
  • Telefonda yan yana halinizden daha rahat olacağınız kesin. Teknolojinin nimetlerinden faydalanın ve onunla ilgili tüm fantezilerinizi yazmaktan çekinmeyin.
  • İlk adım olarak hemen fotoğraf ile başlamayın! Önce seksi ve tahrik edici mesajlarla ortamı ısıtın ve aklını başından alın.
  • Her şeyi tek mesajda yazmayın. Adım adım tepkisini ölçerek ilerleyin ve aldığınız cevaba göre adımınızı atın.
  • Mesajlarınızı çok uzun tutmayın! Unutmayın, siz uzun uzun yazarken o çoktan uyumuş ya da dikkatini dağıtacak başka şeylere yönelmiş olabilir. Kısa ve seksi mesajlar atmaya özen gösterin.
  • Farzedin ki sevgiliniz yanınızda… Onunla ilgili hayallerinize sınır koymayın ve seksi olmaktan çekinmeyin.
  • Orada yazdığınız her şeyi sevgilinizle uygulayacaksınız diye bir şey yok. Bunun sadece eğlenceli bir fantezi oyunu olduğunu unutmayın.
  • Güvenmediğiniz herhangi bir durum varsa, ileride sansasyon kraliçesi olmak istemiyorsanız ne olursa olsun fotoğraflarınızı göndermeyin.
  • Göndermeye karar verdiğiniz an ise, ufak bir uyarı mesajı ile önleminizi alın. Kalabalık bir ortamda olan sevgilinizin telefonunda aniden belirmek istemezsiniz değil mi?
  • Mesajlaşma sonrası telefonunuzdaki fotoğraf ve mesajları silmeyi unutmayın. Bir yakınınızın bu duruma şahit olması hiç de hoş olmaz.
Continue Reading

ERKEN BOŞALMA NE ANLAMA GELİYOR?

Erken boşalma cinsel yetersizlik ya da hastalık değildir, çiftin cinsel uyum sorunudur, bir cinsel denetimsizlik sorunudur. Bu sorun için “erken boşalma” ifadesi yayın olarak kullanılıyor olsa da, “denetimsiz boşalma”  ya da “istemsiz boşalma” ifadeleri durumu daha doğru bir şekilde anlatır. Çünkü “erken” sözcüğü herkes için farklı olabilecek göreceli bir süreye işaret eder. Bırakın çiftler arasındaki farklıkları aynı çift için bile boşalma süresi değişkendir. Örneğin, bir çift bir gün olabildiğince yavaş, sakin ve uzun süreli seks isterken, başka bir gün çok hızlı ve kısa bir seks isteyebilir. Dolayısıyla “erken boşalma” erkeğin kendisinin ve partnerinin istediği zamandan önce denetimsiz ve istemsiz olarak boşalmasıdır. Burada yaşanan sorun, boşalmanın istenen zamanda olmasının sağlanamaması, yani erkeğin boşalma refleksi üzerinde denetime sahip olamamasıdır. Bu durumda erken boşalma tanısı konabilmesi için, bir erkeğin eşli cinsel etkinlikler sırasında, sürekli ya da yineleyici olarak, vajinaya girdikten sonra yaklaşık bir dakika içinde ve isteğinden önce denetimsiz ve istemsizce boşalması, yaklaşık altı aydır bu sorunun sürmesi ve her cinsel etkinlikte ya da cinsel etkinliklerin yaklaşık yüzde 75’de aynı sorunu yaşaması söz konusu olmalıdır. Ayrıca bu belirtilerin kişide veya partnerinde klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya neden olması, erken boşalmanın cinsel kökenli olmayan bir ruhsal bozuklukla daha iyi açıklanmaması ya da ağır bir ilişki bozukluğundan ya da gerginlik yaratıcı önemli başka etkenlerden kaynaklanmaması ve bir maddeye, ilaca ya da başka bir sağlık durumuna bağlanamaması gerekir.

Continue Reading

Erkeklerin Kadınları Cinsellikten Soğutan 10 Hatası

Erkekler dikkat! Bu hataları yapıyorsanız, eşiniz sizden soğuyabilir. Bazı hatalar çifti tedavi gerektirebilen cinsel isteksizliğe ve mutsuz bir cinsel hayata kadar götürebilir.

Cinsellik sadece arada bir yapılması zorunlu bir alışkanlık veya görev haline geldiyse ve zamanla birbirinizden soğumaya başladıysanız, çift olarak cinsel isteksizlik sorunuyla karşı karşıyasınız demektir. Uzun süreli ilişkilerin en büyük sorunlarından biri olan cinsel isteksizliğin birçok nedeni olabilir. Birlikteliklerde erkeklerin kadın algılayışına yönelik hatalı tutumları, sonunda kadınlarda cinsel soğukluk adı verilen bir süreci başlatabilir.

Kadınlar kutsal anneyi oynamak, orgazm taklidi yapmak, ilişkideki gizemi kaybetmek, eşin erotik film veya porno izleme isteğini aşağılamak, ilişki sırasında sessiz kalmak, seksi amaçlar için kullanmak gibi tipik hatalarının yanında erkekler de tıpkı kadınlar gibi kendilerine özgü birtakım yanlışları ilişkilerde tekrarlarlar. Peki, bunun sonu nereye varıyor?

Cinsel soğukluk veya cinsel isteksizlik, cinsel eylem yetisinin sağlam olmasına karşın cinsel etkinlik ile ilgili isteğin olmamasıdır. Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, cinsel fantezilerin ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması ya da hiç olmamasıdır. Tanının konabilmesi için cinsel terapistin, hastanın yaşı ve yaşam koşullarıgibi cinsel işlevlerini etkileyen etkenleri göz önünde bulundurarak cinsel isteğin azaldığı ya da hiç olmadığı yargısına varması gerekir. Gerçekten de azalmış cinsel isteği değerlendirmek, kültürel, sosyal, dini, psikolojik ve bedensel bir dizi etkenle son derece karmaşık bir etkileşim içerisinde olması nedeniyle ciddi güçlükler içerir. Bunu tanımlamanın bir koşulu da bu alanda deneyimli olmayı gerektirir. Kadınlarda cinsel duyguların azalması ya da tamamen yok olması, partnere karşı duyulan cinsel çekiciliğin kaybedilmesi şeklinde tarif edilir. Cinsel soğukluk, sonunda orgazma ulaşamamaya ve cinsel birleşmeden tamamen kaçmaya kadar varabilir.

İLİŞKİYİ TEHDİT EDİYOR

Her zaman bir hastalık olarak tanımlanmasa da cinsel soğukluk, bir işlev bozukluğu olarak karşımıza çıkabilir. Çiftin sorunlarını çözememesi ile de bu bozukluk ilişkiyi tehdit eder hale gelebilir ve kadının cinsel isteksizliği ve kendisinden beklenen cinsel tepkiyi gösterememesi istemsizce gelişir. Kadının böyle bir duruma düşmesinde şüphesiz partnerinin de etkileri vardır.

Peki, erkekler ne yapıyor da kadınları soğutuyorlar? Danışanların ortaya koyduğu verileri inceleyerek, erkeklerin kadınları cinsel olarak soğutan 10 hatasını belirledim. İşte bu hatalar:

1-Bakımsızlık

Erkek çok içki veya sigara içerse, kötü, hatta dayanılmaz bir koku yayarsa, hijyenik temizliğine eskisi kadar önem vermezse kadın bundan rahatsızlık duyabilir, zamanla ona dokunmak ve seks yapmak istemeyebilir.

2-Aşırı kıskançlık

Kadına karşı aşırı sahiplenici ve kıskanç tavırlar göstermek belki ilk başlarda iyi bir etki bırakabilir. Ancak erkeğin aşırı müdahaleci tavırları eğer duygusal şiddete dönüşmüşse, kadında olumsuz bir algıya neden olabilir.

3-Baskı kurmak

Kadının da erkeğin de ayrı bir dünyası vardır. Eğer erkek kendi dünya algısını baskı kurarak kadına kabul ettirmeye çabalarsa sonunda iki dünya çarpışır. Erkeğin kadının doğasını anlayışla karşılamasının yanında, herkesin kendi hikâyesi olduğunu ve dünyayı farklı farklı algıladığını kabul etmesi gerekir. Baskı sürerse, kadın kesinlikle psikolojik tepkisini ortaya koyar ve zamanla soğuyabilir.

4-Özensiz tavırlar sergilemek

Flört dönemlerinde erkeğin kadına karşı gösterdiği nazik, ılıman ve sevecen tavırların değişmesi, kadına karşı eskisi gibi ilgiyi ve özeni göstermemesi, kadını kaybetmenin kestirme yolu gibidir. Her şeyde olduğu gibi ilişkilerde de istikrar önemlidir. Bu nedenle ilişkinin süresi ve şartları ne olursa olsun, erkek de kadın da karşılıklı ilgiyi ve saygıyı canlı tutmak zorundadır.

5-Bencillik

Bencillik bir insani ihtiyaçtır. Ancak aşırı bencillik, her olgunun merkezine kendini yerleştirme davranışı sıkıntı veren bir tutumdur. Hele ki kadın gibi doğuştan ilgi odağı olma isteğine sahip olan, duygusallığın hâkim olduğu bir karakter varken, erkeğin kendini zorla merkeze yerleştirme isteği sonunda olumsuzlukları beraberinde getirebilir.

6-Aceleci olmak

Kadınlar, cinsellik başta olmak üzere birçok konuda erkeğin aceleci tavırlarından rahatsız olurlar. Oysa unutmamak gerek ki ilişki, iki bireyin arasında yaşanan, sabrı ve saygıyı gerektiren bir süreçtir. Aceleyle karar veren, kendine odaklı ve acele ile cinsellik yaşayan bir erkek, bir süre sonra kadında dengesiz bir ruh haline neden olabilir. Özellikle söz konusu olan kadın olunca, karışık bir akıl ve dengesiz bir eş, kadın için hiç de iyi bir izlenim değildir.

7-İlişkiyi monotonlaştırmak ve uzun süre seks yapmamak

Uzun süre cinsellikten ve cinsel uyaranlardan uzak kalmak cinsel isteği azaltabilir. Cinsel ilişki hep aynı, durağan ve fanteziden yoksun ise çift zamanla birbirinden uzaklaşabilir. Bu nedenle erkekler istemeseler bile eşlerine dokunmalı ve erotik masaj yapmalıdırlar. Bu ille de seks yapacakları anlamına gelmez ama kadının soğumasını önler.

8-Kadının istemediği davranışlarda ısrar etmek

Evlilikte ya da ilişkide anlaşmazlık varsa cinsel sorunu da beraberinde getirebilir. Özellikle kadının istemediği davranışlarda ısrar etmek, kadını öfkelendirir ve öfkeli kadın zamanla eşinden soğuyabilir.

Continue Reading

Vajinismus tam olarak nedir?

Kitabi tanımda, vajen alt 1/3 tabanın kasılmasıdır. Ancak burada kapalı olan ,çoğunlukla zihnin cinsel birleşmeye mani olacak şekilde vajinayı kasarak içeri girişi engellemesi iken, kadının klitoral orgazm ya da oral seksle ilgili çekilmesi olmayabilir de.

Vajinismus tepkisi geliştirmiş bir kadın anal seks veya oral seks deneyimi yaşayabilir mi?

Vajinismus un oluşmasına yol açan zihinsel süreçlere bağlı olarak değişebilir. Tamamen cinselliği dışlayan bir yaklaşım sergileyebilir.
Dini kaygılardan ötürü anal sekse müsaade etmeyip, sadece oral seksi deneyimleyebilir. Ya da tam tersi, cinselliği daha önce bahsettiğimiz vaka örneğinde olduğu gibi tamamen kızlık zarı varlığı ile eşleştirmişse, vajinal ilişkiyi tamamen dışlayıp sadece anal seksi de deneyimliyor olabilir.

Erkeğin hayatında vajinismus benzeri bir tepkime var mıdır? Erkek ne zaman seks yapmak istemez?

Evet bu özellikle çok önemli bir soru. Adına erkek vajinismusu demesek de, erkeğin cinsel aktivite için penis sertliğine ihtiyacı olduğunu söyleyebiliriz. Erkeğin sertleşmesi fizyolojik ve testosteron hormonlarıyla da alakalı. Eğer hormonal bir düzensizlik olmadığı halde, sertleşme problemi yaşıyorsa, geriye psikojen faktörler kalıyor. Erkekler de en az kadınlar kadar hisleriyle varolan ve her hissettikleri duygulanımın cinsel aktivitelerine yansıdığı canlılardır.

İş kaybı, belirsizlikler, gündelik hayatın stresleri kadar, partnerine karşı hissettikleri, değerlendirilme kaygıları ereksiyon kaybına ve veya mevcut ereksiyon süresinin kısalmasına yol açabilmektedir. Sorunun kaynağında hormonal bir düzensizlik, örneğin testosteron eksikliği vb olmamasına rağmen, süreci sadece ilaç kullanımıyla çözmeye çalışmak ise, aslında erkek için çok daha yıkıcı ve travmaya yol açıcı biçimde seyredebilmektedir.

Erkek için cinsel aktivite, iktidar ve güç sahibi olma sembolüdür. Eğer bu süreç için sürekli “küçük mavi haplara” muhtaç kaldığına dair yanlış bir inanış gelişirse, benlik algısı ve öz güveni de yerle bir olmaya başlayacaktır.Bu da, aile içinde daha saldırgan, incir çekirdeğini doldurmayan sebeplerden sürekli kavga çıkarmaya fırsat kollayan veya alkol kötüye kullanımı gibi, çareyi yanlış kapılarda aramaya yol açmış olacaktır.

Continue Reading

Cinsellik Tüyoları

Toplumda konuşmaya korktuğumuz, çocukluğumuzdan gençliğimize ‘ayıp’ diye adlandırıldığı için gizli saklı öğrenmeye çalıştığımız, deneyimlerimizle şekillendiğinde vazgeçilmezimiz olan cinsellik. Dürtüler, aşk, sevgi, bağlılık ve arzuların şiddetli birleşimi…
Cinsellik, bilinenin aksine iki bedenin birleşmesinin çok daha ötesinde bir deneyim. Ruhsal, zihinsel, duygusal ve bedensel olarak iliklerimize kadar hissettiğimiz ve ‘’karnımızda kelebeklerin uçuşması’’ olarak adlandırdığımız duyguları yaşadığımız bir olgu. Bu yazıda cinsellikle ilgili gerçekleri ve bilmeniz gerekenleri başlıklar altında toplamaya çalıştı

Mutluluk arayışı

Hepimizin yaşamdaki en önemli amaçlardan biri, mutluluğu bulabilmek ve huzurlu bir yaşama kavuşmak. Çocukken ailemizde yaşadığımız deneyimler, okul yıllarında iyi bir gelecek inşa etme hayalleri, üniversite mezuniyetinin ardından mutlu olabileceğimiz ve para kazanabileceğimiz bir iş, sonrasında evlilik, çocuk… Hayattaki her adımımızı mutlu olabilmek adına atıyoruz. Cinsellik de yaşadığımız ilişkilerde mutluluğu bulma sürecinin en önemli parçalarından biri. Cinsel hayatıyla ilgili problem yaşayan ve beklentilerinin dışında cinsel deneyimler edinen çiftlerin mutlu bir beraberlik yaşayabilmeleri genelde mümkün değil. Bu nedenle cinsellik, insanoğlunun mutluluk arayışının en önemli parçalarından biri ve cinsel mutluluk, yetişkinlik döneminin mutluluk anlayışını şekillendiren en temel olgulardan biri.

İstek ve beklentilerin paylaşılması

Partneriniz cinsel uyumu yakaladığınızda, karşı tarafın sizin zihninizi okuduğu hissine kapılır ve isteklerinizi öngörebilmesini beklersiniz.  Ancak ne partnerinizin ne de sizin karşı tarafın beklentilerini tahmin edebilmesi ya da öngörebilmesi mümkün değil. Bu nedenle bir ilişkinin sağlıklı yürüyebilmesinin en önemli gerekliliklerinden biri, isteklerin ve beklentilerin karşı tarafla dolandırılmadan, net bir şekilde paylaşılabilmesi.

Cinselliğin karmaşık algoritması

Gençlik yıllarımızda cinsellik ya da seks denildiğinde genelde aklımızda beliren tek görüntü, gizli saklı izlediğimiz pornografik bir videodan ya da fotoğraftan aklımızda kalanlar olur. Güven, bağlılık, sevgi gibi konuların da cinselliğe dahil olduğu bu yıllarda hiç hesaba katılmaz. Cinsellik, sadece mekanik bir vücut etkileşimi olarak zihinlerdedir. Zaman geçtikçe, deneyimlerimizle birlikte cinselliğin farklı boyutlarını keşfetmeye başlarız. Kıskançlık, nefret, sevgi, aşk, bağlılık, öfke krizleri devreye girer ve kendimizi birden yoğun bir duygu bulutunun içinde buluruz. Cinsel deneyimlerimiz yaşımız ilerledikçe daha ilginç bir hal almaya başlar. Her şeyde olduğu gibi yatakta da hep daha fazlasını ister, bizde olmayanı merak ederek kurcalamaya çalışırız. Mekanik bir etkileşim olarak başlayan cinsellik maceramız; duygusal çalkantıların, hayal kırıklıklarının, mutluluğun, zevkin, entrikaların ortasında son bulur.

Cinselliğin biyolojik boyutu: Hormonlar

Cinsel deneyimlerimiz yukarıda da bahsettiğimiz gibi bazen duygusallığımızdan, bazense can sıkıntısından ya da yalnızlıktan beslenir. Bağlılığın içinde olmadığı cinsel deneyimler çok daha karmaşık ve yıpratıcı olabilir. Kendi kendimizle çelişkiye düşebilir ve duygusal dengemizin sarsıldığını hissedebiliriz. Verdiğimiz kararların doğruluğunu sorgulamamıza ve seçimlerimizi yargılamamıza sebep olur. Cinsel deneyim sırasında hissettiğimiz bedensel uyarıların temelinde vücudumuzdaki hormonal değişimler vardır. Cinsel birleşme sırasında partnerimize karşı duygusal yakınlık ve bağlılık hissetmemize neden olan oksitosin hormonunun salgılanması artar. Kadında salgılanan östrojenler, oksitosin hormonunun etkisini arttırırken, erkekte salgılanan testesteronun etkilerini azaltır. Bu nedenle cinsel birleşmeden sonra kadınlar partnerlerine karşı bir bağlılık hissederken, erkeklerde tam tersi bir etki oluşabilir.

Alkol ve cinsellik

Alkol, bedensel ve ruhsal olarak rahatlama sağladığı için, cinsel ilişki öncesinde bir iki kadeh içki içmek cinsel deneyiminizi kolaylaştırabilir. Ancak çok fazla tüketildiğinde sonrasında pişman olabileceğiniz şeyler de yaptırabilir. ‘’Sarhoştum, hatırlamıyorum.’’ duygusuyla  baş başa kalmamak için, cinsel deneyiminiz öncesinde çok fazla alkol tüketmemeye ve bilincinizin açık olmasına dikkat edin.

Cinsellik eğitimi

Anne babaların cevap vermekte en çok zorlandığı soru, çocuğun ‘’Anne ben nasıl oldum?’’ sorusudur. Bu sorunun cevabı ‘’Seni leylekler getirdi.’’, ‘’Babanla birbirimizi çok sevdik, sen oldun.’’ gibi cevaplarla geçiştirilmeye çalışıldığında, çocuğun kafasında ekstradan yüzlerce soru işareti daha oluşur ve iş içinden çıkılamayacak bir hal alır. Amerika’da ve Avrupa’da okul öncesi yıllarından itibaren müfredatta yer alan cinsellik eğitimi, Türk eğitim sisteminde ne yazık ki henüz yok. Teknolojinin gelişmesi ve internet sayesinde bilgiye erişimin kolaylaşması, genç yaştaki bireylerin cinselliği daha erken keşfetmesine olanak sağlasa da, internette cinsellikle ilgili bulunabilecek kaynaklar çoğu zaman güvenilir olmayan ve bireyi yanlış yönlendirebilecek nitelikte. Cinsellikle bulaşabilen hastalıklar, cinsel sağlık, korunma yöntemleri gibi bilgilerin okullarda uzman kişiler tarafından öğretilmiyor oluşu erken gebeliklerin, cinsel yolla bulaşan hastalıkların ve kötü sonuçlanan cinsel deneyimlerin artmasına zemin hazırlıyor. Bu nedenle cinsellik konusunda sağlıklı bilgi alabileceğiniz portallara ulaşmaya ve merak ettiğiniz konularda uzman görüşlerine başvurmaya özen gösterin. Lehmiller.com, cinsellikle ilgili her soruya yanıt bulabileceğiniz, profesyonel bir portal. Yabancı diliniz yoksa, cinsellikle ilgili merak ettiğiniz konular hakkında bizimle [email protected] ya da sosyal medya hesaplarımız üzerinden iletişime geçebilir, Pleasure Up kategorimizde sizlerle paylaştığımız bilimsel yazılara göz atabilirsiniz.

Önce güvenlik

Cinsel deneyim yaşadığınız kişi tekse ve bulaşıcı bir cinsel hastalık taşımadığından eminseniz, biraz daha rahat olabilirsiniz ancak tek gecelik ilişkilerde ya da tam olarak tanımadığınız kişilerle yaşadığınız cinsel birleşmelerde korunmanız, hem sizin hem de partnerinizin sağlığı açısından çok önemli. Bir çok çift, cinsel birleşme sırasında anın büyüsünü bozmamak ya da partnerini daha fazla hissedebilmek için prezervatif kullanmayı tercih etmiyor. Ancak o anın heyecanı içinde yapılan küçük bir ihmal, sonrasında cinsel hayatınızın kabusa dönüşmesine neden olabilir. Cinsellikle bulaşan hastalıkları ve istenmeyen gebelikleri önlemek için cinsellik sırasında korunma yöntemlerini tam olarak uyguladığınızdan emin olun. Doğum kontrol hapı ve prezervatif, en yaygın kullanılan korunma yöntemleri. Ancak doğum kontrol hapının cinsel yolla bulaşan hastalıkları engellemeyeceğinin altını çizmekte ve prezervtif kullanımını alışkanlık haline getirmenizi tavsiye etmekte fayda görüyoruz.

Cinsellikle ilgili artılar ve eksiler

Yazdıklarımı okuduktan sonra neyi doğru neyi yanlış yaptığınızı az çok gözden geçirdiğinizi ve tüm maddeleri kendinizle özdeşleştirerek kendi cinsel hayatınızı değerlendirdiğinizi düşünüyorum. Özetlemek gerekirse, cinsellik çok farklı dinamikleri içinde barındıran, kişiye özel ve farklı bağlamlarda farklı deneyimler edinmenizi sağlayan bir deneyim. Cinselliğin her şeyden önce sağlıklı olması, kişiye mutluluk sağlaması ve kişisel farkındalıklarla ilerlemesi gerekiyor. Kendinizi anın büyüsüne bırakmanın mutlu bir cinsel deneyimin en önemli parçası olduğu tartışılmaz bir gerçek, ancak cinsellik konusunda farkındalık kazanmanın ve attığınız her adımın bilincinde olmanın da en az her şeyi akışına bırakmak kadar önemli olduğunu unutmayın.

Continue Reading