Sevişme süresi ne kadar olmalı?

Sevişme süresi için en ideal süre ne kadar? Çiftlerin en çok merak ettiği sorulardan birisi olan sevişme süresi ne kadar olmalı sorusunu sizler için cevapladık, detaylar için yazımıza göz atmayı unutmayın.

Çiftlerin en çok merak ettiği konular arasında cinsel yaşam ilk sırada yer alıyor. Normal bir sevişme süresi ne kadardır, en ideal seks süresi nedir gibi soruları sizler de merak ediyorsanız yazımızdan bilgi alabilir, detaylı bilgiye erişebilirsiniz. İşte en ideal sevişme süresi…

Yapılan araştırmalara göre heteroseksüel kadınlar ön sevişme ile birlikte 30 dakikadan az süren sevişmelerde daha az orgazm oluyor. En sevilen seks pozisyonları ile birlikte yapılan araştırmalara göre ortalama bir çiftin sevişme süresi günümüzde 12 dakika sürüyor.

30 dakikanın altındaysa dikkat!

Yapılan araştırmalarda ön sevişme ve orak seks bu süreye dahil edilmese de yine de bu süre çiftlerin orgazm olması için yeterli bir süre olarak görülmüyor. Ortaya çıkan sonuçlara göre 19 dakikaya kadar süren cinsel ilişkiden tatmin olma olasılığı yükselirken, 7 dakika süren cinsel ilişkilerde ise çiftler gelecek seferin daha iyi geçmesi için umut besliyor. 

Continue Reading

İLK GECE SORUNLARI

Yaz aylarının düğün mevsimi olarak biliniyor. Yazla birlikte evlenen çiftlerin sayısı artış görülüyor. Evliliğin ilk gecesi yani gerdek gecesi ülkemizde hala çok büyütülen meselelerin başında geliyor. İlk gece cinsel sorunla karşılaşan ve uzun yıllar bununla mücadele etmek zorunda kalan çiftlerin sayısı her geçen gün artıyor. Kadınlarda ilk gece acı, ağrı ve çok kanama olmasıyla ilgili seks korkuları yaşanırken, erkeklerde ise eşini cinsel açıdan mutlu edememe ve cinsel ilişkide başarısız olma korkuları çok yaygın olarak görülüyor. Çünkü toplumumuzda ilk gece çok büyütülüyor, özellikle kadınlar çocukluklarından itibaren ilk ilişkinin çok ağrılı ve acı verici yaşanacağı, çok kanama olacağı ve dişlerini sıkarak katlanmaları gerektiği şeklinde yalan ve yanlış bilgilerle (cinsel hurafelerle, cinsel mitlerle) büyütülüyor. Ancak ilk gece korkusu sadece kadınlarda yok, erkeklerde de olabiliyor. Erkekler çok belli etmeseler bile ilk ilişkiyi kafalarına çok takıyorlar. Özellikle ilk ilişkide başarısız olma korkusu erkeklerin en büyük kabusu olabiliyor, bu nedenle sertleşmeme, sertliğin kaybı,ya da erken boşalma gibi sorunlar yaşayabiliyorlar. Eğer çiftler cinsel sorunları kabul edip, en kısa zamanda cinsel terapiye başvurmazlarsa, bu sorunlar yıllarca sürebiliyor ve hayatı çekilmez kılabiliyor.

CİNSEL İLİŞKİYE GİREMEME DURUMU İLK GECE ORTAYA ÇIKIYOR…

Özellikle genç çiftlerde Cinsel İlişkiye Girememe (CİG) durumu ilk gece karşımıza üç şekilde ortaya çıkabiliyor. Seks yapma korkusu olarak bilinen ve kadının korkularından dolayı kasılması ve ilişkiye izin vermemesi durumu olan (1)vajinismus, erkeğin psikolojik nedenlere bağlı olarak cinsel ilişkiye girememe durumu olan (2) bağlanma (sertleşme sorunu, ileri derece erken boşalma, cinsel isteksizlik) ve çiftin cinsel deneyim ve bilgi eksikliğinden dolayı ortaya çıkan (3) balayı sendromu… Çoğu zaman bu üç sorunun temelinde cinsellikle ilgili olumsuz duygular, yanlış bilgiler ve beklentiler yatıyor ve bu sorunlar çiftin hayatını ilk geceden itibaren kâbusa çevirebiliyor. Çünkü teknoloji açısından gelişmemize rağmen cinsel konulardaki bilgi kirliliğiyle ülkemiz geriye doğru gidiyor. Günümüzde gençlerin cinselliği konuşabilecekleri ve doğru bilgiyi edinebilecekleri kişiler ve kurumlar çok az… Ülkemizde eskiden sağdıçlık kurumuvardı ve sağdıçlar evlenmeden önce genç ve tecrübesiz çiftlere ilk geceye, karı-koca olmaya dair bilgiler veriyordu. Şimdi bu kurum ortadan kalktı ve gençler cinselliği aile ile konuşamıyor, okulda öğrenemiyor, internetten, porno filmlerden ve arkadaşlarından bilgi edinmeye çalışıyor ve bu bilgiler de genellikle sağlıklı olmuyor. Bu nedenle yeni evlenen çiftler cinsellik hakkında hiçbir bilgileri olmadan ilk geceyi yaşıyorlar ve çok ciddi sorunlar ortaya çıkıyor.

ÇİFTLERE EVLENMEDEN ÖNCE “ZORUNLU” CİNSEL EĞİTİM VERİLMESİ GEREKİYOR…

Cinsel sorunların önlenmesinde ve çözümünde cinsel bilgi ve eğitim çok önemli… Bu nedenle evlenmek üzere olan çiftlere ZORUNLU ve ÜCRETSİZ olarak anne, baba ve eş eğitimlerinin veevlilik öncesi cinsel danışma ve rehberlik hizmetlerinin verilmesi gerekiyor. Çünkü birçok çift cinsellikle ilgili hiçbir şey bilmeden evleniyor. Kadınlar utandıkları ve konuşacak kimse bulamadıkları için cinsel açıdan bilgisizken, erkekler de edindikleri yalan yanlış bilgiler ve porno filmler nedeniyle gerçekçi olmayan beklentilere giriyor. Böylece genç çiftler ilk gece çok farklı düşünce ve beklentilerle yatağa giriyor ve kaçınılmaz olarak cinsel sorunlar yaşıyor. CİSED, 2000 yılından bu yana, genç çiftlere evlilik öncesinde eğitim verilmesini ve bunun zorunlu olmasını sürekli teklif ediyor ve bu eğitimlerle birlikte toplumun çekirdeği olan ailenin temel taşlarının sağlamlaştırılacağını savunuyor.

ANA-BABALIK EN UCUZ MESLEK OLAMAZ…

Dünyadaki her meslek için bir eğitim, bir diploma gerekiyor. Mesela doktorluk yapabilmek için en az 6 yıl okunması ve gerekli sınavları geçmek gerekiyor. Ama karı-koca veya ana-baba olmak için penis ve vajina yetiyor. Eğitimsiz bir şekilde cinsellik yaşanabiliyor ama çoğu zaman sorunlar çıkıyor ve karı-koca veya ana-baba olunamıyor. Çiftlerin öncelikle cinselliği öğrenmeleri, anlamlarını keşfetmeleri ve onun sorumluluğunu taşıyabilecek doğru bilgileri öğrenmeleri gerekiyor. Çünkü cinsellik; rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni paylaşabilme, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatı olarak tarif ediliyor.

Continue Reading

Kondom cinsel hastalıklardan korunmanın en etkili yoldur

Genel olarak hepimiz belli dönemlerde belli hastalıklar geçirmiş olabiliriz. Örneğin, sonbahar döneminde mevsimlerin değişimiyle grip olma ihtimalimiz artar. Buna karşın grip aşısı olup bundan korunmaya çalışırız. Cinsel hastalıkların da erkeklerde görülme ihtimali oldukça yüksektir. Erkeklerde görülebilen bazı cinsel hastalıklara örnek vermek gerekirse; Halk arasındaki adıyla, bel soğukluğu yani “Gonore’’ olarak adlandırılır. Erkekler arasında 17-30 yaşlar arasında sık rastlanan peniste akıntılara ve idrar sırasında yanmaya neden
olabilir.

Halk arasında uçuk olarak bilinen ve cinsel yolla bulaşabilen “Herpes’’ ise penis üzerinde kaşıntı ve ağrılı yaralara dönüşebilir.
Cinsel yolla bulaşabilen diğer hastalık ise HIV virüsüdür. HIV’in neden olduğu hastalık ise AIDS olarak tanımlanır. Vücudun bağışıklık sistemini çökelten bir hastalık olduğu gibi tedavisi pek mümkün değildir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmanın en etkili yolu kondom kullanmaktır. Kondom sizi ve partnerinizi bu tür hastalıklardan uzak tutacaktır. Herhangi bir hastalık durumunda ise bir üroloji doktoruna görünmek ve en kısa sürede teşhis konulup tedaviye başlanılması, cinsel sağlığınıza en kısa sürede kavuşmanıza yardımcı olacaktır.

Continue Reading

TOPLUMSAL OLAYLAR VE KRİZLER CİNSEL SAĞLIĞI OLUMSUZ ETKİLİYOR

Cinsel sorunların bedensel nedenlerden çok psikolojik sorunlardan kaynaklandığı bilinen bir gerçek… Dolayısıyla meydana gelen ekonomik ve siyasal krizler ve akabinde meydana gelen belirsizlikler ve işsiz kalma endişesi, psikolojik sorunlar olarak bireylerin ve çiftlerin cinsel hayatlarını olumsuz yönde etkileyebiliyor. Yapılan araştırmalar ülkemizde baş gösteren ve ülke ekonomisini derinden etkileyen olayların, belirsizlik, geçim sıkıntısı ve gelecek kaygısıyla birlikte cinsel sorunlar, korku, endişe, kaygı ve stres gibi olumsuz duyguların yoğun hissedilmesine neden olduğunu gösteriyor. Cinsel işlev bozukluklarının tetikleyicisi olan olumsuz duygu birikimleri, ruhsal hastalıklara, sertleşme sorunlarına, cinsel isteksizliğe ve erken boşalmaya neden olabiliyor, aldatmalar artabiliyorCİSED‘in yaptığı araştırmaya göre, siyasal ve ekonomik krizler kadınları daha çok etkiliyor. Araştırmaya göre, kadınların yüzde 70’i yaşanan krizlerden dolayı cinsel yaşamlarının olumsuz yönde etkilendiğini dile getirirken, erkeklerde bu oran yaklaşık yüzde 60 civarında… CİSED tarafından gerçekleştirilen araştırma çiftlerin yaşanan krizlerden dolayı cinsel ilişkiye daha az girdiklerini gözler önüne seriyor. İnternet üzerinden gerçekleştirilen ve 1000 kişi arasında yapılan araştırmaya göre, halkının yüzde 30’u belirsizliklere ve çatışmalara neden olan krizden dolayı cinsel hayatını askıya almış durumda… Araştırmaya katılanların yüzde 70’i yaşanan olaylardan dolayı gelecek korkusu taşıdıklarını ve cinsellikten soğuduklarını dile getirirken, her şeye rağmen cinsel hayatlarını sürdürmekte zorlandıklarını, yaşam tarzlarında değişikliğe gittiklerini ve daha çok erken boşalma, sertleşme sorunları ve cinsel isteksizlik gibi cinsel sorunlar yaşadıklarını belirtiyor. Ekonomik krizden dolayı cinsel yaşamı etkilenenlerin başında çalışan kadınlar, orta yaş ve üstü erkekler bulunuyor. Kadınların yüzde 70’i eskisi kadar sık cinsel ilişkiye girmediklerini dile getirirken, ankete katılan her 3 erkekten biri ekonomik krizden dolayı streste olduğunu ve bu çerçevede cinsel istek duymadıklarını ve buna rağmen seks yapmaya çalıştıklarında ise sertleşme sorunları yaşadıklarını ve geçmişe göre daha erken boşaldıklarını belirtiyor.

Continue Reading

Bu 7 öneri yatak odasına mutluluğu getiriyor…

Orgazm, cinsel hazzın en yoğun şekilde yaşanması ile gerçekleşir. Orgazm esnasında rahim, vajina kontrolsüz ve güçlü bir şekilde kasılır. Birçok kadınsa orgazm olamamaktan şikayetçi. Bu 7 öneri kadınlara orgazm olma konusunda yardımcı oluyor…

Orgazm olmak, beynin cinsel uyarıları yoğun bir şekilde alması sonucu vücudun genital bölgelerinin bu uyarılara cevap vermesi olarak tanımlanır. Orgazm olamayan kadınlar kendilerini zorunlu hissettikleri için ilişki esnasında orgazm taklidi yapabilirler. Orgazm olmak ve orgazm evrelerini sağlıklı bir şekilde yaşayabilmek için nefes kontrolü, orgazm egzersizleri, açık iletişim, ön sevişme, düzenli spor ve beslenme şekli oldukça önem arz etmektedir. 

ORGAZMA YARDIMCI OLACAK NEFES KONTROLÜNÜ SAĞLAYIN

Orgazm için yardımcı olacak nefes kontrolü nefsin kontrolünü sağlar. Özellikle partnerlerinden önce boşalamayan veya orgazm olamayan kadınlar aşağıdaki önerileri uygulamalıdır: Kadın ilişki sırasında sırt üstü yatarak bacaklarını partnerinin omuzlarına ya da omuz hizasına kaldırmalı ve ellerini karınlarına koyarak derin derin nefes almalıdır. Nefes kontrolü orgazmı kolaylaştıran en etkili yöntemdir.

AŞK KASLARINIZI ÇALIŞTIRIN

Vajinada bulunan aşk kasları adını verilen pelvik taban kasları orgazma ulaşmanın garantisidir. Aşk kasları cinsel birleşme dışında da aktif olarak kullanmak gerekir. Tuvalete gidildiğinde, iş yerinde ya da otururken pelvik taban kasları aynı idrar yaparmış gibi gevşetilmeli ve ardından idrar tutarmış gibi kasılmalıdır.

ORGAZM OLMAK İÇİN SEVİŞİRKEN AKTİF OLUN

Kadınlar orgazm yaşamak istiyorlarsa sevişirken biraz aktif olmalıdırlar. Bunu da en iyi kadın kalçasını öne iterek yani hareket ettirerek yapabilir. Bu da onun kontrolü elinde tutması ve kasılmasını ayarlayabilmesi anlamına gelmektedir.

ORGAZM İÇİN ÖN SEVİŞME SÜRESİ YETERLİ OLMALI

Orgazm olabilmek ya da orgazmı güçlü bir şekilde hissedebilmek için ön sevişme oldukça önemlidir. Yeterli bir ön sevişme sonrası; en az ön sevişme kadar uzun ve kesintisiz bir penetrasyon yani penis-vajina birlikteliği olabilir ve doyurucu bir orgazm yaşanabilir. Yani ön sevişme süresi birleşme süresini belirler.

ORGAZMI KOLAYLAŞTIRMAK İÇİN DÜZENLİ SPOR YAPIN

Spor yapmanın cinsel isteği artırdığı ve cinsel yaşam süresini uzattığı da unutulmamalıdır. Yani düzenli egzersiz yapmak orgazmı kolaylaştırıyor. Ayrıca spor cinsel organlara giden kan basıncının artırır. Spor erkekler için cinsel birleşme süresini uzatır ve erkek vajina içerisinde daha uzun süre kalabilir.

İYİ BESLEN GÜÇLÜ ORGAZMLAR YAŞA

Cinsel yoğunlaşmayı engelleyen yorgunluk hissini önlemek için süt, yerfıstığı, balık, et, peynir, yumurta, bezelye, soya fasulyesi, buğday özü ve yeşil sebzelerde bulunan “lösin”, arpa, beyin, yürek, süt, karaciğer, istiridye, nohut, bezelye, pirinç, soya fasulyesi, buğday özü ve buğday ununda bulunan “B1 vitamini” ve yoğurt, istiridye, yeşil sebze, mantar, buğday özünde bulunan “B2 vitamini kadınlarda vajina kaslarının esnekliği ile hareketliliğinin oluşumuna yardımcı olur.

ORGAZM PROBLEMLERİNİ PARTNERİNİZLE KONUŞUN

Partnerinizle açık açık konuşmalı ve net bir dille istediklerinizi talep etmelisiniz. Orgazm olamadığınızda orgazm taklidi yapmak zorunda değilsiniz.

Continue Reading

ÖN SEVİŞME NASIL YAPILIR?

Ön sevişme bedenen ve psikolojik olarak cinsel ilişkiye hazır hale gelmek için gereklidir. Ama bunun da ötesinde, eğer taraflar aceleci davranmaz ve birbirlerini keşfetmeye vakit ayırırlarsa, ön sevişmeden en cinsel ilişki kadar zevk alabilirler.

En iyi ön sevişme duyu organlarının eksiksiz kullanıldığı ön sevişmedir.

1. Birbirinize dokunun

Dokunmanın uyarıcı olduğu kadar iyileştirici bir etkisi vardır. Parmak uçlarınızı, avuç içlerinizi birbirinizin bedeninizde ağır ağır gezdirin. Böylece erojen bölgelerinizi keşfeder, birbirinizi nasıl hazırlayacağınızı öğrenmiş olursunuz.

2. Birbirinizin kokusunu duyun

Parmak izleri gibi herkesin kokusu farklıdır. Ufak dokunuşlarla birbirinizin kokusunu duyun. Boynunuzu, koltuk altlarınızı, mahrem yerlerinizi koklayın. Bunun için önce duş almanız gerektiğini söylememize herhalde gerek yok.

3. Konuşun, birbirinizi duyun

Biribirinizi neden beğendiğinizi söyleyin. Birazdan size neler yapmasını istediğinizi söyleyin ve sizin ona neler yapmanızı istediğini sorun. Ön sevişmenin olmazsa olmazı konuşmaktır, unutmayın.

4. Birbirinize görün

Birbirinizin bedenine dokunurken birbirinize bedeninizin en beğendiğiniz yerlerini gösterin. Hafızanıza işlenecek bu görüntüler sonraki sevilmelerinizde de inanın çok işinize yarayacak.

5. Birbirinizi tadın

Tenlerimizin kokusu gibi tadı da vardır ve tatma duyunuz devreye girdiğinde ön sevişmenin bir başka boyutunu daha keşfetmiş olursunuz. Dokunarak keşfettiğiniz erojen bölgelerinizi dilinizin ucuyla hafif hafif uyarın.

Continue Reading

İLİŞKİDE OLMASI GEREKENLER

Önemli olmak

Her ilişki türü içerisinde, beklemeniz gereken ilk şey, partnerinizin hayatında önemli bir yeriniz olduğunun düşünülmesidir. Partnerinizin, isteklerinize, ihtiyaçlarınıza ve beklentilerinize karşılık vermesi, önemlidir. Sizin de partnerinizi hayatınızda kıymetli bir yere koyarak karşılık vermeniz gerekiyor. Yoğun bile olsanız haftada bir kez bile olsa birlikte geçirebileceğiniz zaman yaratmak ya da gün içerisinde duyarlı mesajlar atmak; insanların size nasıl davranmalarını istiyorsanız, siz de aynı doğrultuda davranmalısınız.

Gelecek konusunda hemfikir olmak

Uzun vadeli planlarda net olmak, kritiktir. Nihayetinde isteğiniz ne olursa olsun, bir ilişki içerisindeyseniz eğer, partnerinize karşı dürüst olmanız gerekiyor – ve isteklerinizin benzer olmaları. Evlilik, çocuk sahibi olma gibi meseleler, netleştirilmesi gereken konulardır. Evet ya da hayır; belki diye bir yanıt söz konusu değildir. Eğer partneriniz geleceğe belirsizlikle bakıyor, ama siz tam olarak ne istediğinizi biliyorsanız, bu durum, gelecekte ciddi sorunlar yaşatabilir. İlişkiniz böyle bir çıkmaza girdiyse, biraz zaman verin, konu hakkında daha çok konuşmaya çalışın; nihayetinde hala ortak bir noktada buluşamıyorsanız, ne yazık ki aşkınıza, kalıcı bir mola vermeyi düşünmeniz gerekebilir.

Mükemmel iletişim

İletişimin en kusursuz hali, her ilişkide olması gereken bir şeydir. Burada söz konusu olan yalnızca partnerinizle aranızdaki iletişim değil; kendinize ne derece ulaşabildiğiniz de çok önemli.  Bağlantı kurma ve iletişim, ilişkide başarının anahtarlarındandır; öz benliğinizle olduğu kadar çevrenizdeki dünya ile de bağlantıda olmalı, yalnızca diğer insanlarla değil, kendinizle de derin bir iletişim kurabilmelisiniz. Eğer kendinizle kurabildiğiniz iletişimi, sevdiğiniz kişiye de aktarabilirseniz, saygı duymayı, sevmeyi ve affetmeyi başarabilirsiniz. Ancak bu tür bir yaklaşımı partnerinizden de görmeniz gerekiyor.

Saygı

İlişkide, daima karşılıklı saygının mevcut olması gerekiyor. Her zaman aynı fikirde olmayabilirsiniz; ancak en azından, açık fikirlilikle, birbirinizi dinlemeye istekli olmalısınız.  Eğer partnerinize saygı duymazsanız ya da partneriniz size saygı duymazsa, bundan sonra gelen her şey, sağlıksız bir temel üzerine kurulmuş olacaktır.

Saygı mevcut değilse, ağırbaşlılıkla yola devam etmek

Saygı, ilişki içerisindeki etik kurallarının başında gelir; saygı gördüğünüzü hissetmiyorsanız eğer, yolunuza devam edin. Bilim de bu yöntemin arkasında. Yapılan araştırmalar, hiçbir ilişkinin, karşılıklı saygı olmaksızın başarılı ve sağlıklı olamayacağını gösteriyor. Hatta saygının olmaması demek, doğrudan zehirli bir ilişkinin içerisinde olduğunuzun işaretidir.

Partner olmak

Partnerinizin, partnerolması gerektiği, gün gibi aşikar; ancak gerçek partnerlikten, gerçek ortaklıktan bahsetmeden geçmemek gerekiyor. İlişki içerisinde partner olacağınızı ve birçok şeyi birlikte yürüteceğinizi unutmayın. Bu partnerliğin nasıl bir formda olduğu ya da hayatta karşınıza çıkanlarla birlikte nasıl baş ettiğiniz önemli değil; varlığı, ilişkinin anahtar bileşenlerinden olan bir partnerlik bu.

Sorumluluk

Bir ilişkiden daima beklemeniz gereken bir başka şey, mesuliyet duygusudur. Sorumluluk, güvenin en yakın kuzenidir. Sorumluluk olmadığında, hiçbir şeyiniz yok demektir – özellikle de güven. Sorumluluk duygusunun olmadığı yerde, güven aranamaz. Kişinin, bir sorun ya da yanlış anlaşılma söz konusu olduğunda, kendine düşeni üstlenmesi, ilişki içerisindeki sorumluluk duygusunun tanımıdır.

Yakışıksız davrandığınızda, hatanızı üstlenin. Yaygınlıkla verilen tepki, partneri suçlamak ve onun hatalarına odaklanmaktır. Tipiktir; ancak iletişimi gerer. Kişinin, öncelikle kendisine bakması ve neyi değiştirmesi gerektiğine karar vermesi, oldukça zordur. Bu sorumluluk duygusu, kontrolle değil, içinizden gelen güçle hareket etmenize yardımcı olur. Karşı tarafı suçlamak yerine, deneyiminizi paylaşmaya odaklanırsanız, çözüme götüren bir sonuç elde etme olasılığınız artar.

Continue Reading

ENDOMETRİOZİS İLE CİNSEL SORUNLARIN İLİŞKİSİ

Estrogenolit Hap

Cinsellik, psikolojik, biyolojik ve sosyal faktörlerin etkili olduğu karmaşık bir olgudur. Cinsel işlev, sağlığın ve yaşam kalitesinin önemli bir yönüdür. Endometriozis, cinsel işlev alanlarını ve cinsel ilişki kalitesini olumsuz etkileyen bir hastalıktır. Endometriozisin cinsel istek, uyarılma ve orgazmı etkileyerek cinsel işlev bozukluğuna neden olduğu bilinmektedir. Cinsel yanıt döngüsünde, tekrarlayan acı verici deneyimler ve doyuma ulaşamama, cinsel istekte azalma ve cinsel ilişkiden kaçınmaya yol açmaktadır. Endometriozisin yol açtığı koital ağrı ve cinsel işlev bozukluğu arasındaki ilişki, ağrı ve ağrı korkusu ile ilişkili tekrarlanan cinsel deneyimlerin sonucudur. Zaman içinde ağrının kronikleşmesi, uzun süreli hormonsal tedavi, geniş pelvis cerrahisi ve nüks riski, doğurganlık endişeleri, ağrının duygusal ve bilişsel gelişimini şiddetlendirerek cinsel işlevleri etkileyebilmektedir. Ayrıca, anksiyete, cinsel ilişkiye girme sırasında veya sonrasındaki suçluluk duygusu, sıkıntı hissi gibi psikolojik faktörler de cinsel işlevselliğe olumsuz etki yapmaktadır. Endometrioziste cinsel işlev bozukluğu ile ilişkili spesifik biyolojik ve psikososyal değişkenler vardır. Disparoni, cinsel işlev bozukluğunun gelişiminde ilk adım olarak düşünülse de, ağrının şiddeti veya süresinin artması, doğurganlık endişeleri, tanısal gecikme ve tedaviden sonra semptomların tekrarlaması nedeniyle korku ve kaçınma gibi cinsel sorunları arttıran ek faktörler, cinsel sağlığın bozulmasına neden olur.

Estrogenolit Damla ve Estrogenolit Hap

Endometriozis hastaların çoğunda koital ağrı cinsel uyarılma ve istek bozukluğuna ve cinsel sıkıntıya yol açan korkudan kaçınma reaksiyonu yaratır. Cinsel ağrının biyopsikososyal değişkenleri, korkudan kaçınma modelinde kritik bir rol oynamaktadır. Benzer şekilde, kişilik özellikleri, baş etme stratejileri ve duygudurum / anksiyete bozuklukları koital ağrının cinsel işlev bozukluğuna evriminde çok önemlidir. Partnerin cinsel ağrı sorununa ilişkin algısı ve çiftin doğurganlık konusundaki endişeleri, cinsel isteksizlik ve cinsellikten kaçınma sorunlarını şiddetlendirebilir. Endometriozis ile depresyon, anksiyete ve artan stres gibi ruhsal rahatsızlıklar arasındaki ilişki yaygın olarak tanımlanmıştır. Hastalarda majör depresyon, depresyon bozuklukları ve anksiyete bozuklukları gelişmesi olasılığı yüksektir. Depresyon genellikle kronik hastalıkla ilişkilidir ve genel olarak cinsel işlev bozukluklarında artışa yol açar.

Estrogenolit Hap



Continue Reading

kadınların orgazm olamamasının 10 nedeni

Kadınlar erkeklere oranla orgazmı yaşarken daha fazla çeşitliliğe sahiptir. Ancak, bu çeşitliliğe rağmen kadınların orgazma ulaşmaları daha zor olabiliyor. Peki kadınların orgazm olmasına engel durumlar nelerdir? İşte, birçok kadının orgazm olamamasının 10 nedeni

Orgazm, iyi bir seksin önemli bir parçasıdır. Orgazm sayesinde ulaşılan doyum noktası, kadın ve erkek için seksin devamlılığını sağlayan arzuyu güçlü tutar. 

Erkekler ve kadınların farklı orgazm yaşadıkları düşünülür. Çünkü her iki cinsin de orgazm olma zamanları ve sıklıkları farklıdır. Birçok kadın için orgazm olmak bir sorun olabiliyor. Bu duruma kaynaklık eden olası 10 neden işte şunlar: 

Henüz tam olarak kendilerini keşfetmemişlerdir: 

Orgazmı tanımak, onu doğru bir şekilde deneyimlemek öğrenilen bir süreçtir. Bu nedenle, kadınların kendilerini tanıması için bu konuda biraz zamana ihtiyaç duyarlar.


Orgazm olabileceklerine inanmıyor olabilirler:

Orgazm, birçok kadın için fiziksel değil zihinsel bir süreçtir. Bir süredir cinsel birlikteliklerinde orgazmı yaşamayan kadınlar, orgazm olamadıklarını düşünmeye başlayabilirler. Böyle bir durumda, zihinsel bir rahatlığa kavuşmalı ve orgazm olmak için fiziksel olarak araştırmada bulunmalıdırlar.  
 

 İstemiyor olabilirler: 

Evet, bu birçok kadın için geçerli bir durumdur. Gün içerisinde stresli ve üzücü şeylerle karşılaşan kadınlar cinsellik için arzu duymayabilirler. Seks yapmak istemiyorlarsa, orgazm olmaları da bir o kadar güçtür. 


Eğer gerektiği şekilde uyarılmazlarsa, daha geç orgazm olabilirler:

Kadınlar,orgazma ulaşmak için farklı uyarılara ihtiyaç duyabilirler ve bu durum onların erkeklerden daha zor orgazma ulaşmalarına neden olur. Bu durumda, iki tarafın da biraz daha çaba serf ederek zevk almaları sağlanabilir.  


Acele etmek işlerini zorlaştırır:  

Kadınlar için orgazm neredeyse bir saat ila birkaç dakika arasında bir sürebilir. Ancak seks sırasında hissettiklerine bağlı olarak aceleci davranabilir veya partnerinin aceleci tavırları onu uzun bir orgazm yaşamasından alı koyabilir. 


Klitorisin yeteri kadar uyarılmaması:

Birçok kadın, sadece penetrasyon yoluyla orgazma ulaşamaz. Penetrasyona eşlik edecek klitoral uyarılara ihtiyaç duyarlar. Seks sırasında bunu sağlamak pek mümkün olmadığı için, el kullanımı kadınların uyarılması sağlanabilir. 

Yakınlık kurmaları önemlidir: 

Kadınlar,  orgazm yaşarken, fiziksel bağlantılardan daha fazlasına ihtiyaç duyuyor olabilir. Partnerleriyle entelektüel ya da duygusal bir bağ onlar için önem taşır. Samimiyetle bütünleşen bir cinsel ilişkide daha fazla cinsel doyuma ulaşacaklardır.  


Zihinsel olarak orada olmayabilirler: 

Bazen düşüncelerde kaybolma durumları yaşadığımız olur. Böyle bir durumda, hareketlerimiz amaçsızlaşır; yaptıklarımıza tam olarak kendimizi veremeyiz. Benzer durum seks için de geçerli; zihinsel yorgunluk orgazm olma şansını düşürür. 


Vücutları hakkında kendilerini güvende hissetmiyor olabilirler: 

Kadınların vücutlarıyla barışık olmadığı durumlarda, seks yapma arzusu zayıflar. Vücuduyla barışık kadınlar, özgüvenleri sayesinde, seks sırasında daha iyi performans sergiler ve orgazm için de daha çok şansları olur.  Vücuttaki güvensizlikler seks yapmada büyük rol oynamaktadır. Vücudunuz konusunda emin hissederseniz, daha iyi performans sergilersiniz ve orgazm için daha iyi bir şansınız olur. 
 

Kendi orgazmları konusunda endişelidirler: 

Aslında bu, hem kadınları hem de erkekleri etkileyen bir tutumdur. Kendi orgazmı üzerine düşünmek, seks sırasında kendini verememeye ve baskı, stres altında hissetmeye sebep olur. Hiçbir yararı olmayan bu düşünceyi terk edip akış içerisinde devam etmek orgazm olmayı da kolaylaştırır. 

Continue Reading

CİNSELLİKTE EN ÇOK MERAK EDİLEN SORULAR

Estrogenolit Hap

UZUN SÜRELİ İLİŞKİ CİNSEL HAZZI ARTTIRIYOR

8 ile 26 yaş arası gençler üzerinde yapılan araştırma, yataktaki yabancının libidoyu artırdığı fantezisine de son veriyor. Araştırma, ilişkide duygular ve aşk yoğunlaştıkça, heyecan ve cinsel hazzın da arttığı fikri üzerinde yoğunlaşıyor. Makaleye göre uzmanlar, en az üç ay birliktelik yaşayan çiftlerin cinsellikte daha aktif rol aldıklarını, çekingenliklerini atıp, her türlü fanteziye açık olduklarını, kısacası tek gecelik ilişki yaşayan çiftlere göre çok daha verimli ve zevk dozu yüksek bir cinsellik yaşadıklarını vurguluyor.

MİSYONER POZİSYONDAN VAZGEÇMEYİN

Cinsel ilişkide farklı pozisyonları denemenin, klasik misyoner pozisyonuyla yetinmemenin hazzı artıracağı söylenir. Kişinin ruhsal oluşumuyla fiziksel yapısı arasındaki ilişkiyi araştıran uzmanlar, kadınlara çok sayıda cinsel içerikli film seyrettirmişler. Araştırmanın sonucunda kadınların beyinlerindeki bazı bölgelerin, özellikle klasik misyoner pozisyonuna tepki verirken, diğer pozisyonlara tepkisiz kaldığı ortaya çıkmış: 

Estrogenolit Damla ve Estrogenolit Hap

ERKEĞİN İLİŞKİDEN SONRA UYUMASI TAMAMEN FİZYOLOJİK

Karşılıklı paylaşım, cinsel haz ve aşkın yoğun olduğu tatmin edici bir ilişkiden sonra erkeğin her şeyi unutup sırtını dönmesi ve uykuya dalması çok sık görülen bir durum. Erkekler, bu davranışlarından dolayı kadınlar tarafından duygusuz, bencil ve anlayışsız gibi sıfatlara layık görülür. Gerçekten de o çok özel paylaşımdan sonra, erkeğin yorganı çekip uykuya dalması, cinselliğin ateşli sularında gezindikten sonra partnerinin kollarında romantik anlar geçirmek isteyen kadınları hayal kırıklığına uğratabilir. Oysa uzmanlar, erkeğin sevişirken kadından daha fazla enerji harcadığını, orgazmdan sonra tansiyon düşmesiyle endorfin salgılanmasındaki azalmanın erkeğe yorgunluk ve bıkkınlık hissettirdiğini vurguluyor.

Estrogenolit Hap
Continue Reading